Akşam üzeri, güneş batıdaki serüvenine yol alırken gökyüzündeki bulutların şekillerinden resimler çiziyorum zihnime. Rüzgar alabildiğinde önüne katarak sürüklüyor her şeyi. Bulutlar da nasibini alıyor bundan. Birden soğuyan hava ile içim ürperiyor, zihnimde çizdiğim resimleri bir yere asmaya devam ediyorum. Beğenmediklerimi çıkarıp atmak kolay olmalı diye düşünüyorum. Mesela şu hain gülümsemeye sahip tilkiyi pek beğenmedim. Kulaklarında da bir orantısızlık var zaten. Ve en önemlisi beni oldukça korkutuyor. Ne yazık ki silmek ya da çöpe atmak gibi bir lüksüm yok. Hayallerime bile söz geçiremiyorum. En iyisi başka bir imge ile takas etmeli.
yukarı çıkalım mı?
yazıyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazıyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Mayıs 2020 Pazar
15 Temmuz 2019 Pazartesi
Siyah Beyaz Aşk
Eski bir tanıdık, eski bir sohbet.. Seksen yaşlarında huysuz, kırmızı, buruk N. teyze, rahmetli eşiyle olan anılarından bir kesit gibi duran gümüş çerçevedeki fotoğrafı gösterdi. En az anlatılan anı kadar eski model bir Woswos.. En siyah beyazından, gümüş çerçeve içerisinde altın bir anı olarak yerini almış. Evin en ışık alan yerinde olması da anıya ayrı bir güzellik katmıyor değil.. Şoför mahallinde yarım olarak aralanmış kapının arasında beyaz gömlekli, geniş paça kumaş pantolonlu, kunduralı, saçları limonla şekillendirilmiş yüz hatları geniş ve kemikli gözlükleriyle fotoğraf makinesine bakan bir yakışıklı.. Sanki her an canlanıp, gözlüklerini çıkarıp arabaya binip gidecek bir hali var.. Öylece bakakalıyorum. Bu zamana kadar gördüğüm siyah beyaz fotoğraflardan oldukça farklı olduğunu söylüyorum N, teyzeye.. O günlerde Almanya'da oldukça kaliteli sayılabilecek bir fotoğraf makinesiyle çektiğini ve bundan dolayı güzel ve kaliteli bir fotoğraf olduğunu söyledi. Tabi bu detayları verirken fotoğraf makinesinin markasını da söylemişti ama ben de çok genç değilim şimdi, aklımdan çıkıvermiş..
27 Haziran 2019 Perşembe
Haziran Oyunu
Haziran ayının nizami kuralı balkonun temizlenmesi, kuşlarla iç içe yaşamayı öğrenmek, küçük bir saksıda soğan yetiştirmek ve ahenkli sokak lambalarıyla geceyi ona teslim etmek. Küçük bir film de görünebilir kadrajda. Konusu pek ilgi çekici olmasa bile sessizliğin büyülü tılsımını kırmak, rastgele Arap harfleriyle yazılmış kağıtlarla som altından değerli hissi veren sulardan pek bir kıymetli. Geceyi dinlemenin huzuru ile masada unutulmuş bir güneş gözlüğü. Bazı nesneler zamanla hayatımızda neden var olduğunu anlamadığımız insanlar gibi değersizleşiyor gözümde. Gecenin güneş gözlüğüne ihtiyacı olduğu vakit bunu tekrar konuşabiliriz.
Sıradanlığı, basitliği ve sığ olanı arıyorum çoğu vakit. Yorucu geçen onca senenin ardından durup düşünce çarkından geriye kalan sağlam parçaları inceleyince, bazen iyi ki de diyebiliyorum. İyi kilerin ardında düş kırıkları, acılar, sevinç, özlem bile birikmiş olsa, kapı önüne yığılmış kar misali kürüyüp yeni kapılara ihtiyaç duymamak en iyisi. Her sorun ardında yeni kapı arayanlara kalpleri doğru yolu gösterir umarım. Kaçışların acıları dindirdiği masalına inanmak istiyorlarsa, bu masalı ömürlerinin sonuna kadar okuyabilirler.
16 Mayıs 2019 Perşembe
Uykusuz Yolcu
Kısa yolculukların iyileştirici bir yanı var muhakkak. Issız bir otobanda yol alan otobüs camından bakıyorum. Karanlığın pusu kurmuş yırtıcıları birbirlerini avlarken hayatım adına aldığım, alacağım planları gözden geçiriyorum. Planların sonuçlarının başka planlara yelken açacağını bilsem de sorun değil. Böyle durumlarda küçük bir gülümseyiş bir de tuz lambası ışığı günümü iyileştirmekten fazlasına muktedir.
Bugün baktığım tarot falı ne hikmetse çıktı. Kupa yedilisi artık daha dikkatli olmak konusunda uyarmıştı .Fallara inanmamam gerektiğini birçok insan söylemiş olsa bile.. Tamam kahve falları son buldu lakin tarota engel olamıyorum. Kartların büyülü dünyası beni başka aleme taşır gibi. Bitmek bilmeyen sevdamın en büyük nedeni de bu.
8 Ocak 2019 Salı
Peki Ya Kumral Adam?
Yetişmem gereken bir yer ve yetiştirmem gereken işlerin altında fazla yükten iki büklüm olmuş bir vaziyette koşar adımlarla yol alıyorum. Geceden iki üç tel attıran kar sabaha kadar aralıksız devam etmiş ve ummadığım şekilde tutmuş olması bir hayli heyecanlandırdı ama şimdi alınması gereken daha önemli kararlar varken, sevincimi erteliyorum.
Etiketler:
blog,
geç kaldım,
kar,
kumral adam,
yazıyorum
30 Aralık 2018 Pazar
Murphy Kanunu Bu
Dört duvarın boğuculuğu, buza teslim olmuş karanlık sokaklar..
Nefesim havayla temas ederken gökyüzünden inmiş bir bulut gibi çevremi sarıyor. Eksi yedi derece olarak gösterilen hava tahmin raporuna rağmen, bin kat daha soğuk işliyor etten örülmüş zırha. Mavi montun yirmi dakikadan sonra pek de ısıtmadığını düşünmeye başlıyorum. Soğuk öyle bir işliyor ki sanki minik haşerelerin taarruzu gibi küçük küçük ısırıklar alıyor bedenimden.
Etiketler:
blog yazısı,
blogger,
murphy kanunu,
soğuk,
yazıyorum
2 Aralık 2018 Pazar
Hayat Bisiklet Sürmeye Benzer
Yola çıkmak üzere her defasında karar verip kapının eşiğine gelip düşünüyorum.
Kimliğimi, açık adresimi, telefon numaramı, ayakkabı numaramı ya da hayatımı değiştirmek mümkün mü? Neden hepsi bedenime yapışmış ikinci bir deri gibi sarıyor, bazen sünüyor. Elimde değil. Seçimlerimizin kaderimizde büyük rol oynadığını söyleyen arkadaşım, inatla vazgeçirmek için birçok şeyi denemiş olsa da bir türlü varmam gereken yere varamamış olma hissi tüm gerçekliğiyle gölgem gibi yanımda. Gri tonlarından yakışıksız bir sızı gibi. Rengi sararmış suyun içindeki solmuş papatyaların sağa sola saçılmış, dağınık halinden bahsetmek dahi istemiyorum.
3 Kasım 2018 Cumartesi
Sinbad'ın Uçan Halısı
Lise yıllarında öğretmenimiz tarafından birkaç kelime verildi ve bu kelimelerden yola çıkarak bir hikaye yazmamız istendi. Önce kelimeleri yazdım defterimin bir kenarına. Hikayeyi planlamak, plana verilen kelimeleri dahil etmek pek kolay görünmüyordu. Küçük yeğenime anlattığım, uydurduğum bir hikayeyi kaleme almak daha hızlı görünüyordu. Küçük yeğenim kadar küçük bir hileydi sadece.
20 Ekim 2018 Cumartesi
Tutamazdım
Serin bir yaz gününden kalma ürperti düşlerime dokunuyor. Tuzlu suyun genzimi yakışını hala hissederken ekim ayının sonuna geldiğime inanmak istemiyorum. Gri duvarları renklendirmek adına aldığım boya beklemekten bayatladı.Daha dün gibiydi oysa. Zaman ne çabuk geçiyormuş.
Valizim boş ve kimsesiz bir odanın köşesinde yaz ayının gelmesini bekliyor. Az eşya az insan çok huzur felsefesine sarılmak epey katkı sağlamış, fark etmeden.. Gece yürüyüşleri daha bir anlamlı. Özellikle yağmurun yağacağını haber eden bulutların gökyüzünde salındığı geceler..
6 Ekim 2018 Cumartesi
3-2-1 Okuyor-uz
Hayatın zor olduğunu yuvarlak masa başında ablamın ve mahalleden bir arkadaşımızın bana zorla 'anne' kelimesini yazdırmak için çaba sarf ettiği zamanda anlamalıydım. Bir türlü anne kelimesini yazmaya varmadı kalemim. Ya ' ane' ya da 'nne' ve ikisinin randomu arasında gidip gelmekten olsa gerek yazamadım. Masa ortasında duran soğuk limonatanın dışındaki soğuk ve sıcağın tepkimesinden terleyen su ecel teri misali ensemdeydi. Yazamadım dedikçe ikisi de düşman gibi bana bakıp hayıflanarak birinci sınıfa bile gitmemiş bana ilham geleceğini sanıyorlardı sanırım. İki sessiz harfin yan yana gelmesi ender bir durumken anne kelimesi tüm çıplaklığı ile önümde duruyordu.
Etiketler:
blog,
blog yazısı,
göcebeninzihni,
okul,
okuma haftası,
okuyorum,
yazıyorum
22 Eylül 2018 Cumartesi
Dönüşüm
Onca uğraş ile sarıya döndürdüğüm ve bir o kadar da para harcadığım saçlarımı neredeyse ilk haline döndürdüm. Neredeyse diyorum çünkü elimde saçtan ziyade bir öbek tüy yumağını tepeme yapıştırmışlar gibi duruyor. Her taramada daha fazla kopuyor ve amerikan tıraşı modeline dönecek diye ödüm kopuyor. Ama şimdiden de plan yapıyorum. Hiç boya sürmeden aylık periyotlar halinde düz kesim yaptırsam yaza kadar kendi doğal saçlarıma kavuşabilir miyim diye. Tamam, akıllanmadım ben hala. Neyse kökü bende uzar nasıl olsa ve türlü türlü işkencelere kaldığım yerden devam edebilirim böylece. Bir dile gelse neler söyler ..
Etiketler:
bilgisayar,
blog,
blog yazısı,
dönüşüm,
kafka,
sarı saç,
sihirli değnek,
üç nokta,
yazıyorum
13 Eylül 2018 Perşembe
Taşındım Kendimdem
Kendin olmayı yeniden öğrenmen gerek — yıllar yılı unuttun onu yalnızca: Bunu da "koşullar"a, "hayatın akışı"na, "sorumlulukların"a falan bağlamaya kalkışma — bahane bulmaya çalışma: Sendin, sendeki asıl senin anlamını, önemini, değerini gözardı eden : korkaklıkla işin kolayına kaçan...O işte şimdi hesabını soruyor o sahici senin, senden : ne yaptın sen sana?!...
Oruç Aruoba
Etiketler:
özlem,
taşındık,
taşındım kendimden,
yazıyorum
22 Mayıs 2018 Salı
Ağrı Kesici
Gecenin gündüze teslim olacağı anlar.. Kel kör sahur sonrası "yarın okul var, uyamam lazım" derken saatle göz göze gelişimizde hayretler içinde kaldım ki velev ki uykum var ama inatla ayaktayım. Bitmek bilmeyen düşünce alemlerinden başımı kaldıramıyorum ki! Tüm cevapsız soruların ev sahibesi olmak ve bir o kadar da felsefeden çakmıyor olmak işleri epey zorlaştırıyor. Lise zamanlarında felsefe dersi gördüm mü onu dahi hatırlamıyorum. Kaldı ki dün ne yedim onu dahi hatırlamam. Ama can acısı dedin mi, bak orada duracaksın. O konuda benden daha iyisi yok.
Etiketler:
ağrı kesici,
blog,
blog yazısı,
göçebe,
pain,
ramazan,
saat,
yazıyorum
23 Nisan 2018 Pazartesi
Benjamin Button Gibiyim
![]() |
Benjamin Button gibiyim. Tersten yaşıyorum hayatı. Ruhum yaşlarına sarılırken bedenim topraktaki filiz misali öylece hareketsiz. Küçük mimik dostlarım da olmasa yaşım elvermeyecek diye korkuyorum. Mezuniyet fotoğraflarının çekilmesinin ardından yıllar geçmiş olmasına rağmen hepsi birer yabancı gibi. Hiçbiri bana benzemeyen ama bana ait maskeler gibi. Yirmili yaşların sonundaki bir buhran ya da hayatın bize oynadığı basit bir oyun da olabilir bu.
23 Mayıs 2016 Pazartesi
Gözlerim Acıyor
Çınar
ağacının gölgesinde kalan kırağılar henüz erimemiş, olağan ihtişamlarıyla
bembeyaz parlıyordu. Buğulanmış pencerenin yanı başında, kırmızı ruj izi olan
kahve kupası. Dünden kalmış olmalı. Alelacele yapıştırılmış duvar kağıtları bir
şekilde Edvard Munch’un çakma çığlık tablosuyla iç güveysinden hallice. Aşağı
kattan kahvaltı hazırlığının inleyen tıkırtıları yükselirken cenin pozisyonunda
uykuyu seçmek daha akıl karı, henüz çok erken. Yine de açıyorum gözlerimi
ufukta parıldamaya can atan güneşi zar zor görüyorum. Küçük kırmızı bir top misali
seke seke göğü avuçlarken güneşin batışı kadar romantik değil. Ama gözlerim,
gözlerim çok acıyor. Öylece kapatıyorum ufku.
Etiketler:
acıyor,
blog yazısı,
edebiyat,
gece,
girl,
gözler,
gün batımı,
huzur,
ufuk,
umut,
yazıyorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















