yukarı çıkalım mı?

23 Mayıs 2016 Pazartesi

Gözlerim Acıyor



Çınar ağacının gölgesinde kalan kırağılar henüz erimemiş, olağan ihtişamlarıyla bembeyaz parlıyordu. Buğulanmış pencerenin yanı başında, kırmızı ruj izi olan kahve kupası. Dünden kalmış olmalı. Alelacele yapıştırılmış duvar kağıtları bir şekilde Edvard Munch’un çakma çığlık tablosuyla iç güveysinden hallice. Aşağı kattan kahvaltı hazırlığının inleyen tıkırtıları yükselirken cenin pozisyonunda uykuyu seçmek daha akıl karı, henüz çok erken. Yine de açıyorum gözlerimi ufukta parıldamaya can atan güneşi zar zor görüyorum. Küçük kırmızı bir top misali seke seke göğü avuçlarken güneşin batışı kadar romantik değil. Ama gözlerim, gözlerim çok acıyor. Öylece kapatıyorum ufku.

8 Şubat 2016 Pazartesi

İtiraf Mektubu II



İtiraf Mektubu II


Bütün öyküleri uç uca eklersem daha bir bütün olacakmış gibi geliyor. Fakat bir türlü parçaları birbirine uyduramıyorum. Yapboz misali.. Bir parçası uysa bir başkası sınır dışı kalıyor.
Evimin düzenine ters düşen düşüncelerimin de büyük payı var bu işte. Yine de öyküler yazılmaktan bıkmadan usanmadan, zamana inat bekleyişleriyle derin yolculuklardan kazandıkları sabırla yüzüme bakmaya devam ediyor. Bir köşesinde yüksek dozda alınmış kahkaha sesleri de ekleniyor sonra. Ne ara bu kadar içer olduk. Bir kadeh daha doldur. Ama bu kez sek olsun.. Biraz da buz. Buz iyi geliyor sızılara ve beyazlığa da çok yakışıyor. 

8 Aralık 2015 Salı

Üşümeye Başladım



Uzun zaman oldu.. Biraz olsun izin ver ki aramızdaki yabanlığı uzaklaştıralım, yine eskisi gibi parmak uçlarımızın iç gıdıklayıcı dokunuşlarına teslim olup, minik adımlarla kelimeleri raks ettirelim. Geçmişi yad etmenin verdiği huzuru başka nasıl anlatabiliriz yabancıl bakışlara. Hiç değişmeyen, hayatımızı ilmek ilmek dokuduğuna inandığım, karamelimsi kokusuyla mest eden o fon hiç susmasın, çalmaya devam etsin. Kayıp ruhların arasına sızmaktan, ölümden kaçarcasına köşe bucak saklanalım. Yorgun düşmüş hayallerin ardından yeni umutlar savaşına yelken açıp göğüs göğüse çarpışalım. Çiğ taneleri düşerken avuçlarımıza yenik düşmek nedir bilmesin uslarımız.  Soğuk bir şehrin kalbindeki kuşlar misali gökyüzüne beyaz kaleler inşa edelim, kök salmayalım.