Hayat tüm enerjimi elimden çekip alıyor sanki. Öyle umutsuz
öyle halsiz öyle yorgun hissediyorum ki kendimi Garfield halt etmiş yanımda, o
derece .. Havaların gidişatına bağlamaya niyetleniyorum da pek şansım yok gibi.
Zavallının pek suçu yok çünkü. Daha bugün o kadar sıcaktı ki sanırsınız yaz
gelmiş de bizim haberimiz yok! Bir saniye biz şuan hangi yıldayız hatta hangi
aydayız? Hmm tamam tamam biyolojik saatimi yeniden kurmakta biraz geçmiş
olabilirim. Bunu canı gönülden kabul ediyorum. Düzensiz bir düzenin kurbanıyım
ben ne yapabilirim ki? Huyum kurusun diyeceğim ama nuh der peygamber demez. Çok
iyi bilirim . Keyfimin kahyasıdır o benim..
yukarı çıkalım mı?
17 Şubat 2014 Pazartesi
12 Şubat 2014 Çarşamba
İhanet Kol Geziyor
Yazmazsam içimde bir şeyler ölecek gibi. Kör dipli bir kuyunun içinde sıkışıp kalmış histerik duygularım, gün ışığının affedici ve iyileştiriciliğiyle sonsuz huzuru bulmak niyetindeler. Haksız da sayılmaz hani. Onca yılın getirmiş olduğu kekremsi anılar tozdan yuva oluvermiş hamam böceklerine. Saymadım. Belkide her hamam böceği, yüzleşmem gereken her anının birer hatırlatıcısıydı o an. Bu yüzden saymaktan vazgeçip gelişigüzel kovalamayı tercih ettim . Depreşen duygularım bir nebze de olsa yatışmıştı sanki onları kovarken. Zihnimin en ücra köşelerine istiflenen onca davetsiz misafir onca haşere ne kadar da yoruyormuş beni, farkında bile değildim.
Karanlık.. Karanlığın içine yakılmış bir başka karanlık tüm anıları istila etmişti bile. O an kendiliğinden kaçışmaya başladı ( bir türlü kovmayı beceremediğim) hamam böcekleri. Önce karanlık gözlerini esir ediyor lakin sonradan alışıyorsun.Sanki bir mum yanmış gibi... Nedense bir köşede yığılıp kalmış çerçevesi tarafından terkedilmiş bir fotoğrafın mutluluğuna ilişti gözlerim. Kim olduğunu biliyordum. Ama adını hiçbir zaman söylemedim. Söyleyemezdim. O isim ki, aldanan bir çift göze ne yalanlar doğurup büyütmesini istemişti. Kelimeleriyle tek ayak üstünde kırk takla atarak binbir türlü hileli oyun ile savaştan yenik çıkmasına sebep olmuştu. İnancın tanımını değiştirip tüm duvarları yıkıp daha güçlü surların yapılmasına da vesile olan aynı isimdi. Gündüz ile gecenin ayrımı kalmamıştı. Yıldızlar eskisi gibi parlamıyordu. Her şey ve herkes sanki kocaman bir boşluğun içine yuvarlanmış sonrada anlamsızlığa bulanmıştı. İlk paradoks belki de son yanılgıydı. Hayatına katılan yolcuları sarmalayan zehirli bir sarmaşık... İhanetin ta kendisiydi o!
Göçebe~
Etiketler:
aldatmaca,
anılar,
hamam böcekleri,
hatıralar,
histeri,
inahet,
karalama,
karanlık,
kelimeler,
kendinden kaçış,
kısa yazılar,
paradoks,
yanılgı,
yazmak,
zehirli sarmaşık
30 Ocak 2014 Perşembe
Bir Kelebek Ömrü ∫
Son zamanlarda kelebeklerle donattım hayatımı. Renk renk.. İrili
ufaklı bir sürü kelebek.. O kadar
ihtişamlı kanatları var ki hele ölümsüzlük şerbetinden içmiş gibi bir o
kadar da mağrur ifadeleri yok mu? Onlara bakmaktan alıkoyamıyorum kendimi. Tabiat
ananın kusursuz örneklerinden birisi yalnızca onlar. Peki, hayatları da
kendileri gibi ihtişamlı ve bir o kadar kusursuz bir ömür mü sürüyor derseniz, buna
katılmak biraz güç.
Bir kelebek ile tırtıl arasında nasıl bir ilişki olabilir
diye düşününce, kelebek gibi güzel bir yaratığın nasıl olur da tırtıl gibi
sevimsiz bir yaratıkla ilişkisi olabilir diye düşünebilirsiniz. Tırtılın
zamanla etrafını ördüğü koza zamanla onu güzeller güzeli bir kelebeğe
dönüştürüyor. İşte tamda burada doğanın zıtlığı mucizesini bir kez daha kanıtlamaktan
geri kalmıyor.
İşte.. Bu güzelliğin sembolü kelebekler.. Onca evrim
sürecinden sonra uzun ve mutlu bir ömür geçiremeden bir günlük hayat için kanat
çırpıyorlar. Sadece bir gün.. Ama yine de doğmaya devam ediyorlar. Hayatlarındaki bir günü yaşamaktan geri durmuyor; canla başla uçtukları gökyüzünde, kondukları bir çiçekte iz bırakıyorlar. Ne kadar yaşadığın değil, nasıl yaşadığındır
aslolan. Ve bunu bize bir kez daha kanıtlıyorlar.
Göçebe~
Etiketler:
evrim,
gökyüzü,
hayatta iz bırak,
kelebek ömrü,
ömür,
renkler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



