yukarı çıkalım mı?

kelimeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kelimeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2014 Çarşamba

İhanet Kol Geziyor




Yazmazsam  içimde bir şeyler ölecek gibi. Kör dipli bir kuyunun içinde sıkışıp kalmış histerik duygularım, gün ışığının affedici ve iyileştiriciliğiyle sonsuz huzuru bulmak niyetindeler. Haksız da sayılmaz hani. Onca yılın getirmiş olduğu kekremsi anılar tozdan yuva oluvermiş hamam böceklerine. Saymadım. Belkide her hamam böceği, yüzleşmem gereken her anının birer hatırlatıcısıydı o an. Bu yüzden saymaktan vazgeçip gelişigüzel kovalamayı tercih ettim . Depreşen duygularım bir nebze de olsa yatışmıştı sanki onları kovarken. Zihnimin en ücra köşelerine istiflenen onca davetsiz misafir onca haşere ne kadar da yoruyormuş beni, farkında bile değildim.



Karanlık.. Karanlığın içine yakılmış bir başka karanlık tüm anıları istila etmişti bile. O an kendiliğinden kaçışmaya başladı ( bir türlü kovmayı beceremediğim) hamam böcekleri. Önce karanlık gözlerini esir ediyor lakin sonradan alışıyorsun.Sanki bir mum yanmış gibi... Nedense bir köşede yığılıp kalmış çerçevesi tarafından terkedilmiş bir fotoğrafın mutluluğuna ilişti gözlerim. Kim olduğunu biliyordum. Ama adını hiçbir zaman söylemedim. Söyleyemezdim. O isim ki, aldanan bir çift göze ne yalanlar doğurup büyütmesini istemişti. Kelimeleriyle tek ayak üstünde kırk takla atarak binbir türlü hileli oyun ile savaştan yenik çıkmasına sebep olmuştu. İnancın tanımını değiştirip tüm duvarları yıkıp daha güçlü surların yapılmasına da  vesile olan aynı isimdi. Gündüz ile gecenin ayrımı kalmamıştı. Yıldızlar eskisi gibi parlamıyordu. Her şey ve herkes sanki kocaman bir boşluğun içine yuvarlanmış sonrada anlamsızlığa bulanmıştı. İlk paradoks belki de son yanılgıydı. Hayatına katılan yolcuları  sarmalayan zehirli bir sarmaşık... İhanetin ta kendisiydi o!



Göçebe~

13 Mart 2012 Salı

Hikayenin Serüveni~

Bir hikaye var, tam da dilimin ucunda. Anlatılmaya aç bir o kadar da dinlenilmeye hasret sevda türküsü gibi. Bir tekerlemeyle başlar çoğu vakit, ünlem işaretleriyle ve soru çengelleriyle son bulur. Başka şehirden çok uzak bir lisana özlem duyar. Farklı kelimelerin aynı şeyi niteleyebildiği  gizemin kapısını açarak saklanmak niyetindedir genelde.

Sessiz mekanın tüm suskunluğunu bir kitapta anlatıverir. Hem de hiç farkında olmadan yapar çoğu zaman. Bazen, hayran bakışlarla izler parkta oynayan küçük çocukları. Çocuklar onu görmez ya bundan da pek keyif alır hani.

Baharı severdi o. Ne kış ne de yaz. Bahar onun tek tutkusuydu. Kır çiçeklerinin, uçsuz bucaksız dünyasında onu yolcu etmesine bayılırdı. Olur olmadık zamanlarda ağlardı. Bazen mahsun bazen hırçın kimi zaman da suskunluğa yenik düşerdi. Altı üstü sıradan bir hikayeydi herkesin gözünde. Ama yine de anlatılmayı beklerdi büyük umutların bahçesinde..Acının son bulduğu yerde..

Göçebe..