Sürekli yolda olmak oldukça yorucu. Göçebe olmak ve hakkını layığıyla vermek başka nasıl mümkün olabilirdi ki? Yollardayım yine sonunu bilmediğim, vücudumda yaralara sebebiyet veren bir yolculuk daha bu. Korku, merak, heyecan, yeni bir düzen, yeni bir hayat yine cümle başına çekiyor beni. Korkularımın esiri oldum yine. Yaralarımı saramadan yeni bir yara açmanın endişeli haykırışları durdursaydı ya beni. Neden lal oldu diliniz de uyarmadınız beni. Kabul edişlerin arkasında hep zorakilik vardı daima. Bu zorakiliğe sığındım yine. Neyse ki umuttan yelkenlerim var ki ne mutlu bana. Yüzümde zoraki bir gülümseyişte kolaylık sağlıyorlar.
yukarı çıkalım mı?
3 Ağustos 2018 Cuma
22 Mayıs 2018 Salı
Ağrı Kesici
Gecenin gündüze teslim olacağı anlar.. Kel kör sahur sonrası "yarın okul var, uyamam lazım" derken saatle göz göze gelişimizde hayretler içinde kaldım ki velev ki uykum var ama inatla ayaktayım. Bitmek bilmeyen düşünce alemlerinden başımı kaldıramıyorum ki! Tüm cevapsız soruların ev sahibesi olmak ve bir o kadar da felsefeden çakmıyor olmak işleri epey zorlaştırıyor. Lise zamanlarında felsefe dersi gördüm mü onu dahi hatırlamıyorum. Kaldı ki dün ne yedim onu dahi hatırlamam. Ama can acısı dedin mi, bak orada duracaksın. O konuda benden daha iyisi yok.
Etiketler:
ağrı kesici,
blog,
blog yazısı,
göçebe,
pain,
ramazan,
saat,
yazıyorum
23 Nisan 2018 Pazartesi
Benjamin Button Gibiyim
![]() |
Benjamin Button gibiyim. Tersten yaşıyorum hayatı. Ruhum yaşlarına sarılırken bedenim topraktaki filiz misali öylece hareketsiz. Küçük mimik dostlarım da olmasa yaşım elvermeyecek diye korkuyorum. Mezuniyet fotoğraflarının çekilmesinin ardından yıllar geçmiş olmasına rağmen hepsi birer yabancı gibi. Hiçbiri bana benzemeyen ama bana ait maskeler gibi. Yirmili yaşların sonundaki bir buhran ya da hayatın bize oynadığı basit bir oyun da olabilir bu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



