Gecenin
yorgun gözleri kadar karanlık bir odanın zifiri köşesine sinmişti. Ansızın can
evinden vuran yenilgiler sürüsünden oldukça bitkin düşmüştü. Gözyaşlarının saklamaya
değerde olduğunu günlerden kilometrelerce uzaktaydı. Gözyaşları çoktan
dinmişti. Dört duvar arasından çıkışı olmayan bir mahkumdan farksızdı. Yağmur
ve şiddetli gök gürültüsü dışında sessizlik krallığını ilan etmişti. Oysa
içinde bir savaş bulutu yükseliyordu. Korkuların dur durak bilmez prangalarının
varlığını iliklerinde hissedebiliyordu. Demirin soğukluğu asla bitmeyecek,
kısır bir döngü içinde sürekli olarak onu esir alacaktı. Bunu biliyordu. Zaman
içinde alışılmayacak hiçbir şey yoktur diye düşünüyordu. Ne ki bir demirin
soğukluğu içten içe artarak tüm vücudunu esir alıyordu. Yavaş yavaş..

