yukarı çıkalım mı?

24 Ocak 2015 Cumartesi

Düşümden Vurdular Beni

duslerimden



Unutulmuş bir düşü yeniden anımsamak ne denli umutsuzluğa düşürebilirdi. Ya da yağmalanmış gökyüzünde kurulan salıncaklarda salınmalarım kime rahatsızlık verirdi, bilemiyorum. Suçum neydi bilemiyorum. Nedenlerini hiçbir zaman anlayamadığım kahroluşun eşiğinde buluvermiştim birbirine kenetlenmiş ellerimi. İnatla tutunmaya çalışan birkaç oje kırıntısı en iğreti duruşuyla bedenimin köhneliğindeki portreyi tamamlayan küçük bir parçaydı sadece. Düşlerimden vurmuşlardı beni. Can evimden Kopartılıp uzaklara sürgün edilmiş diğer yarım.. Yarımlığımla bırakmıştı beni. Hem de hiç tamamlanmayacak koca bir boşluk bırakarak ardında, usulca çekip gitmişti avuçlarımdan.

Düşlerimden vurdular beni. Bir nedimenin yüzündeki saflık, som altın bakışlarındaki düşlerimi.. Kanatları bağlanmış, uçmaya zorlanan bir kuş gibi kalakalmıştım. Ah düşlerim. Düşüyordum. Hiç ummadığım bu yalınlık dost mu olmalıydı bana? Katlimi meşru kılanların yüzlerinde bir toy sevinci. Bunu görmek reva değildi. Hayır değil!

Çapaklanmış düşmanlarım ne kadar mutludurlar, acımın içinde kıvranırken izlemek ne zevklidir onlar için. Ah düşlerim. Düşlerimden vurdular beni.  Büyük bir sessizliğin ardından yanık bir türkü sardı her yeri. Duvar süsü gibi hareketsizliğimin yanından geçip giden.  Önüm arkam sağım solum sobelenmiş. Ne çabuk bitmişti bu oyun? Farkında olmadan ne kadar çok kumdan kaleler yapmış hayat saatim. Oysa O’ndan fazlasını sayamazdım ki ben!

Düşe kalka dizleri parçalanmış bir çocukluğun içinde filizlenen papatyalarla süslenmiş düşlerim.. Düşlerimden vurdular beni, umarsızca. Sırtını dönmüş gerçekliğimin yanılsamalarından ibaret parıltılar yavaş yavaş sönüyordu gözlerimden. İnanmak ölümdü kaderime. İnanmadım, kapadım gözlerimi. Kenetlemiş dişlerimin arasından suskunluğuma yuva yaptım. Kemiklerimden ayrılıyordu etim, kıyım kıyım. Dönüşü olmayan bir yolun ufkunda kaç güneşi batıracağımın bilinmezliğinde son kez ardından baktım. Tükenmiş omuzlarımın ağırlığından daha bir ezildim, büküldü boynum. Düşlerim. Düşlerimden vurdular beni. Oysa O’ndan fazla sayamazken ben, nasıl olur da ebelemişti hayat beni. Düşlerimin düşünden düşerken bir ürperti geçti sol yanımdan. Yarımlığımla kalakalmıştım. Baş başa, en yalınlığımla..

Göçebe | İnci


7 yorum:

  1. Allah kimseyi umutlarından etmesin düşler umuttur nihayetinde...

    YanıtlaSil
  2. Hep böyle hissediyoruz. Hissediyorum. Hele tam da şu anda. Çok güzel düşler kurmak, bir izin verilse çok güzel düşleri çok güzel gerçeklere dönüştürmek, bütün nefesinle bütün gücünle çabalamak, sonra adice, alçakça düşlerinden vurulmak... Kimde heves kalır ki? Hevesi geç kimde güç kalır ki... Can bile kalmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her yıkımdan sonra daha güçlü ayağa kalkmak mümkün tabii. Ama ya yok olan düşler? Onları da ayağa kaldırmak ne mümkün. Adım adım azalırken sığınılacak bir başka düş kalmıyor bile. Ne heves ne de güç. Hiçbiri canlandıramıyor eskisi gibi. Bu kaçıncı vuruluşumuz bilmiyorum Fidan'ım ama son olmayacak. Bir tek bunu biliyorum.

      Sil
  3. "bu sabahların bir anlamı olmalı.."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Karanlığın en yoğun olduğu vakit güneşin doğmaya en yakın olduğu vakittir." Haklısın. Ve Vega'nın sevdiğim şarkılarından birisidir. Yorum için çok teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Blog keşif etkinliğinden buldum
    takibe aldım tatlım seni, bana da beklerim
    http://meleginhediyeleri.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...